• DÜNYADA DOĞUM İZİNLERİ
    HARİTASI

    Evrim Gökçe


Kapitalizm için anneler, üretici güçlerin devamlılığının sağlanması, üretime katılmanın koşullarının karşılıksız bir emek süreci ile yaratılmasının özneleri anlamına geliyor.

Kadınlara çocuk doğurmalarının salık verilmesi yalnızca AKP gericiliğine özgü bir hamle de değil. Dünyanın pek çok yerinde kürtaj yasaklarına, kutsal annelik miti eşlik ediyor.

Kutsal anneliğin inşasında, biyolojik determinizmin yatağında bir gericilik büyüyor. Buna göre, doğada yavrulara avlanmayı, dövüşmeyi, hayatta kalma becerisini öğreten anneler; öyleyse insanlık için de durum aynı, anneler "içgüdüsel" olarak bu mecburi hizmete tayin ediliyorlar.






Diğer yanda, piyasa tanrısının yatağında ise pek de alternatif olmayan bir annelik inşasına tanık olunuyor. Genellikle çalışan anneler, geleneksel rollerden arınmış gibi görünen annelik deneyimlerini, pahalı kurslar, organik yiyecekler, yeniden doğan bir mürebbiyelik kurumu -yabancı lisanlı dadılar- ile organize diyorlar; çünkü çocukların gelecekte katılacakları üretim süreçleri için yaşıtlarından farklılaşmaya, öne çıkmaya ihtiyacı var!

Oysa mutlu çocuklar yetiştirme telaşının haklılığına rağmen, para ve dinselleşmenin nikahı, ne sağlıklı bir annelik deneyimi ne de sağlıklı çocuklar vaat ediyor.






Erdoğan arttırıyor ama...



Toplam doğurganlık hızı; bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca (15-49 yaşları arasında), belirli yaşa özel doğurganlık hızını takip edeceği varsayımı ile ortalama doğurabileceği canlı çocuk sayısını ifade ediyor ve bu değerin 2,1’in altına düşmesi, nüfusun kendisini yenileyememesi anlamına geliyor. TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2,1 olan Türkiye, bu rakamla 186 ülke arasında 114. sırada yer alıyor. 2045-2050 dönemi tahminlerine göre ise Türkiye'de bu rakamın 1.8'e düşmesi bekleniyor.

Türkiye'de kadının üretim sürecine katılım oranı piyasanın talepleri ölçüsünde arttı. AKP'nin gerici hamleleri, kadının çalışma biçim ve içeriğine müdahale etse dahi, kentsel işgücündeki kadın departmanı, piyasanın vazgeçemediği unsur haline geldi.


Tayyip Erdoğan, her ne kadar "Arttırıyorum" içerikli çocuk doğurun vaazlarından vazgeçmese de, istediği oluyor denemez. 11 milyondan fazla kadın evin içinde karşılıksız bir emeğin üreticisi konumunda olsa dahi, çalışan kadın nüfusunun artışı ve doğum sonrası koşullar, Erdoğan'ın istediği verimi almasına mani oluyor.

Türkiye'de kadınlar için doğum izni, doğum öncesi 8, doğum sonrası 8 hafta olacak şekilde 16 hafta. Bu süre zarfında çalışanlara toplam ücretlerinin %66.7'si sosyal güvenlik kurumu tarafından ödeniyor. Süt izinleri ise ücretli izin süresinin bitiminin ardından ilk altı ay 3 saat, sonraki altı ay ise 1,5 saat olacak şekilde düzenlenmiş. Milyonlarca kadının iş yerinde kreş imkanı bulunmadığı, doğum sonrası işyeri ile ikamet alanı ilişkisinin düzenlenmesinin ise hayal bile edilemediği düşünüldüğünde, bu süt izinlerinin neredeyse anlamsız olduğu, ilgili sürenin yolda geçeceğini tahmin etmek güç değil.

Tüm dünyada, kadınlardan çalıştıkları şirketlere
belirli bir vade doğum yapmayacağı garantisi vermesi bekleniyor




Anne ve bebeği zor durumda bırakan bu tablo, "özgür dünya"da da farklı sayılmaz. Ücretli izin süreleri anne ve bebeğin mental ve fiziksel toparlanma süreci için yeterli değil, pek çok yerde sosyal güvenlik kurumları doğum izinleri süresince tam ödeme yapmıyor, bir dizi ülkede ise ödemeler çalışanın şirketi tarafından kısıtlı oranlarda ödeniyor. Çarpıcı bir örnek olarak ise ABD, doğum sonrası ücretli izin tariflemiyor.

Tüm dünyada, kadınlardan çalıştıkları şirketlere belirli bir vade doğum yapmayacağı garantisi vermesi bekleniyor, doğum yaptığı takdirde işyerinde yükselme imkanlarının olmayacağı anlatılıyor, dev şirketler "yumurtalarınızı dondurun, kariyerinizi şirketimizin geleceği için planlayın, parasını biz karşılarız" diyor.

dev şirketler "yumurtalarınızı dondurun,
kariyerinizi şirketimizin geleceği için planlayın,
parasını biz karşılarız" diyor.




Bir bütünlük içinde düşünmek elzem; kürtaj karşıtı kampanyaların yanı başında, hali hazırda anne olma hakkı piyasanın iznine tabi kılınıyor. Sosyal devletin bir eski zaman düşü haline getirildiği kapitalizmin son varyantı, kutsallığından dem vurduğu anne ve bebeği, sanmamızı istediği kadar da önemsemiyor.

soL Portal olarak, dünyadaki doğum izni sürelerini, annelerin bu süre boyunca aldığı ücretlerin oranlarını, ödemeyi yapanın hangi kurumlar olduğunu, ILO 2014 verilerine dayanarak derledik.

İlerleyen dönemlerde, aynı harita üzerinde, babalık ve ebeveyn izinlerini de paylaşacağız.

Analiz: Evrim Gökçe
Coğrafi Görselleştirme: Turgut Yıldız
2015