Amerika'da Sınıf Savaşımı ve NFL

Ogün Eratalay - Turgut Yıldız

Ünlü TIME dergisinin kapağında Colin Kaepernick

Colin Kaepernick bir Amerikan futbolu oyuncusu. Son dönemde onun tarafından başlatılan ve oldukça geniş bir toplama yayılan ulusal marş protestosu artık ABD’de gündemi belirleyen bir eylem. San Francisco 49’ers takımından geçtiğimiz Mart ayında ayrılan Kaepernick Amerikan futbolu ligi NFL patronları tarafından adeta kara listeye alındı ve kendisine mesleğini yapma şansı verilmiyor. İsterseniz gelin olayların gelişimini başından başlayarak izleyelim.

Alton Sterling’in öldürülüşü

5 Temmuz 2016 günü 37 yasşındaki siyahi erkek ABD yurttaşı Alton Sterling çok yakın mesafeden Baton Rouge Louisiana Emniyetine mensup polis memurları Howie Lake ve Blane Salamoni tarafından vurularak öldürüldü. Polisin ihbar üzerine bir süpermarketin önünde kaçak CD sattığı iddiasına göre bölgeye geldiği bildiriliyor. Sterling’i zaten taser adı verilen elektrikli şok cihazıyla etkisiz hale getiren polis memurları Sterling’in cebinden silah çıkmasının üzerine şüpheliyi vurdukları görülüyor. Etraftan geçenlerin cep telefonlarıyla kaydettikleri cinayetin ardından kamuoyunda büyük bir tepki ortaya çıkar.

Sterling’in vurulduğu yerde anısına saygı için yapılan duvar resmi

Colin Kaepernick olay üzerine Instagram hesabına “2016 yılında linç böyle oluyor” yazarak cinayetin videosunu paylaşır. Sonra yaz döneminde çıktığı ilk maçta, çalının ulusal marş sırasında ayağa kalmaz, tersine diz çökerek ırkçılığa, adaletsizliğe ve polis şiddetine karşı duruşunu ifade eder.

Polis arabası kamera görüntülerinde Philando Castile'in öldürülmesi. Cinayetin ardından arabadaki kadın kelepçeli şekilde çocukla beraber polis arabasına bindirilir

6 Temmuz 2016 günü bir başka siyahi Amerikan vatandaşı polis memurları tarafından güpegündüz öldürülür. Kırık bir stop lambası yüzünden polis tarafından durdurulan 32 yaşındaki Philando Castile bulundurma rusatı olan silahının görülmesi üzerine yedi kez vurularak öldürülür. Vurulduğu sırada yanında sevgilisi ve arka koltukta da dört yaşındaki kızı vardır.

Dallas’ta çatışma sırasında arabalarına siper alan polisler

Bu olayın hemen ertesi günü 7 Temmuz 2016 günü Dallas’taki “Black Lives Matter” (Siyahların da yaşamaya hakkı var olarak çevrilebilir) protesto yürüyüşünde görev yapan beyaz polislere siyahi eski bir ABD Silahlı Kuvvetleri mensubu silahla saldırır. 25 yaşındaki Micah Xavier Johnson adlı saldırgan beş polisi öldürdükten sonra kıstırıldığı yerde vurulur. Saldırganın öldürülen siyahilerin intikamını almak için beyaz polislere saldırdığını söylediği iddia edilmektedir.

Kaepernick ve annesi

Kaepernick’in göğsündeki dövmede yazılanlar aslında pek çok şeyi anlatıyor: “Against all odds” (Herşeye rağmen) Kaepernick beyaz bir aile tarafından evlat edinilmiş melez bir çocuk. Evlat edinen ailenin daha önce iki oğlu da kalp rahatsızlığından dolayı küçük yaşta vefat etmiş. Aile bir çocuk isteyince evlat edinme yolunu seçmiş. Çocuklarının bir gün şöhretli bir sporcu ve belki de ABD’yi siyasal olarak ikiye bölen bir isim olacağını bilemezlerdi elbette. Lise yıllarında iyi bir beyzbolcu olsa da aklı hep Amerikan futbolu ve NFL’dedir. Zorlu bir süreçten sonra Nevada Üniversitesine sporcu bursuyla kabul edilir. İşletme eğitimi alır ve hem sahadaki performansını hem de sporun dışında hayata bakışını bu dönemde geliştirir. Üniversitedeki hocalarından Dr. Reginald Stewart, Kaepernick’in okul yıllarında da çok başarılı bir öğrenci, iyi tahliller yapan zeki bir birey olduğunu anlatmıştır.

Kaepernick mezuniyetinin ardından 2011 yılında San Francisco 49’ers takımı tarafından seçilir. Burada gayet başarılı bir dönem geçiren sporcu oyun kurucu olarak 2013 yılında takımını Super Bowl Finaline çıkartmayı başarsa da finalde Baltimore Ravens galip gelir. Profesyonel futbol kariyeri boyunca okumayı ve kendisini geliştirmeyi ihmal etmeyen sporcu özellikle Malcolm X’den etkilenir. Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesinde misafir öğrenci olarak derslere girer ve özellikle Afrika’dan gelen kölelerin hayatına dair okumalar yapar.

İlk eylem

Ölümlerin ardından Kapernick’in takım formasıyla ilk protesto eylemi gelir. Sezon öncesi hazırlık maçlarından birisi, Ağustos 2016. Kaepernick şöyle konuşur:

“Siyahları ve renkli insanları ezen bir ülkenin bayrağına saygı göstermek için ayağa kalkmayacağım. Bence bu mesele futbolun çok ötesinde öneme sahiptir, ben de kafamı öte tarafa çevirip bütün bu olanları görmezden gelecek birisi değilim.”

Eric Reid (solda), Kaepernick (ortada) ve Boyer (sağda ayakta)

Kendisi de eski bir asker ve eski bir NFL oyuncusu olan Nate Boyer, Kaepernick’in yaptığı eylemden dolayı çok rahatsız olduğunu ve yapılan eylemin bayrak yakmakla eşdeğer olduğunu savunur. Boyer Kaepernick’i eleştiren açık bir mektup yazar. Kaepernick kendisini evine davet eder ve ikili görüşürler. Birbirlerini ikna edmeseler de ikisi de diğerini anlayışla karşılar. Görüşmeden bir hafta sonra Kaepernick yine protesto eylemindedir, bu kez yanında bir diğer takım arkadaşı Eric Reid vardır. Nate Boyer ise onun yanında ayaktadır.

Ulusal marş sırasında ayağa kalkmayan Jeremy Lane

Aynı gün başka bir maçta Seattle Seahawks oyuncusu Jeremy Lane’de protestoya katılır. Artık protesto her yere yayılmaktadır.

Baltimore Ravens takımı eylemde

NFL sezonu Ocak ayında tamamlanıyor. Dolayısıyla bu alandaki eylemler bu dönemde bitmiş oluyor. Kaepernick yeni dönemde protestolarından dolayı takımsız kalırken protestolara yeni seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump da bilinen ayrıştırıcı ve agresif tarzıyla dahil olur. Eylül 2017’de yaptığı bir konuşmada yeni sezonda protesto eylemi yapan oyuncular için “o... çocukları” diyen Trump, bu oyuncuların oynadıkları takımlardan derhal atılmaları gerektiğini söyler.

Çok tepki toplayan bu açıklamaya ilk gelen cevap Kaepernick’in annesinden olur: “Bu durumda ben de gururlu bir o... oluyorum sanırım”

NBA yıldızı Lebron James ise basketbolda şampiyon olan Golden State Warriors takımın yıldız oyuncusu Stephen Curry’nin geleneksel Beyaz Saray ziyaretine katılmayacağını açıklaması üzerine Trump’ın gösterdiği tepkiye Trump için “G.t” demekle yetinir…

24-25 Eylül haftasındaki NFL maçlarında şimdiye dek görülmemiş ölçekte bir protesto yaşanır.

Indianapolis Colts takımı oyuncuları eylemde

Baltimore Ravens sahibi ve başkanı Steve Bisciotti yaptığı açıklamada oyuncularının eyleminin yüzde yüz arkasında olduğunu ve demokrasilerde tüm farklı seslerin işitilmesi gerektiğini söyler. Protestoler giderek yaygınlaşır.

Patronlar da kendileriyle aynı tarafta olsa bile Trump’ın kantarın topuzunu kaçırdığını düşünüyor. Ünlü patron Robert Kraft’ın açıklaması

New England Patriots takım sahibi ve başkanı Robert Kraft ise yaptığı açıklamada siyasetçileri toplumu bölmekle suçlayarak oyuncularının arkasında olduğunu açıklar.

Soldaki tişörtün üzerinde “Amerikalılar böyle diz çöker” yazılı…

Ancak bu destek mesajlarına rağmen Trump’tan yana olan, eylemlerle ABD Silahlı Kuvvetlerine ve bayrağına saygısızlık yapıldığını düşünenler de hiç az değil. Bazıları bu eylemde de ceplerini dolduracak fikirlerle ortaya çıkmayı başarmış, aşağıdaki iki zıt fikri içeren tişörtü de aynı firma üretiyor!

Oakland Athletics beyzbol takımı oyuncusu Bruce Maxwell protesto eylemi sırasında

Amerikan Futbolunda başlayan protesto eylemleri ülkedeki en popüler spor dallarından birisi olan beyzbola da sıçramış durumda. Oakland Athletics beyzbol takımında oynayan Bruce Maxwell, Alabama’da girdiği bir lokantanın garsonunun kendisini tanıdıktan sonra Trump’a oy verdiğini belirterek hizmet vermeyi reddettiğini açıklamıştır.

Konu 3 Şubat 2017 tarihli Boyun Eğme No.64’de de ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştı:

Eylemler artık okul karşılaşmalarına kadar yayılmış durumda ve büyüyerek sürüyor. Ancak yöneticiler ve idareciler de artık ulusal marş eylemlerine karşı daha kapsamlı önlemlere başvurmaya başlayacaklar.

Dünya çapında yayılmacı emperyalist bir siyaset izleyen bir ülkede olanlar böyle. “Özgürlükler ülkesi”nde polis tarafından her an öldürülebilir, sevdiklerinizi tarifsiz acılarla başbaşa bırakabilirsiniz. Ancak bu durumu protesto etmeye gelince haddinizi aşmakla suçlanır, işinizden olursunuz. Kapitalizm her yerde olduğu gibi ABD’de de boyun eğen, sorgulamayan, hakkını aramayan insan ister. Hala umut var, umut insanda,umut boyun eğmeyenlerde…